'Indie Rock' kategorisi için arşiv:

fungu’dan bahsedeceğim size. çünkü 5 şarkı var elimde, dönüp duruyorlar birkaç saattir. hepsi birbirinden farklı. hepsi aynı gruba ait. bir vokal var ki bitiriyor beni, “o nasıl sestir öyle” diyorum,” “o nasıl vurdumduymaz bir söyleyiştir” diyorum, türk olduğunu bildikçe “o nasıl aksandır” diyorum, dinledikçe daha çok düşüyorum içlerine, iç geçiyorum. birşeyler yazmaya karar verince, şimdiye kadar yaptığımın aksine, ince eleyip sık dokuyorum.
fungu’nun temelleri aslen eksik etek’e dayanıyor, zamanında adını pek duyduğumuz, 5 elemandan oluşan ankara’lı eksik etek’in gitaristini kaybetmesi ile atılmış. yerine ise hala grupla çalmaya devam eden erdem gelmiş gelmesine ama, “eksik etek” esprisini kaybetmiş haliyle, yeni bir isim bulalım demişler, Fungu isimli bir cover grubu çıkıvermiş ortaya. birkaç eleman değişimi daha olmuş sonradan.
ama, şimdi fungu’ya cover grubu dedik demesine de, bunların bir şarkıları var ki anlatılmaz yaşanır tadında yaklaşacağım. biyografileri üzerine bilmeniz gereken ise bu şarkılar ile 2005′de Roxy müzik Günleri’nde ve Nokia Supersound’da finallere kadar gelmeyi başardıkları. bu yarışmalar sırasında boş durmayıp ankara’dan istanbul’a kadar konserler vermeye devam ettiler tabii. 2007′de ise “Türkiye’den Alternatif Rock vol.1′e” “little black dress” ile girdiler. zati benim de ilgimi bu şarkıları sebebiyle çektiler.
yukarda sadece vokal dedim ama, bitmiyor efendim, biter mi hiç? bir riffler var ki bu elemanlarda öyle böyle değil, yalayıp yutmuşlar abilerini ablalarını, radiohead’den sex pistols’a, blonde redhead’den sonic youth’a (ki elemanları mutlaka sıkı birer “sonic youth” hayranı olmalılar) kadar türlü türlü etkiler, türlü türlü tatlar var bunlarda. bu “sinirlere hitap eden”, karmaşık, hatta alt-üst olmuş müzik o kadar hoşuma gidiyor ki dinledikçe, “ulan” diyorum bazen kendi kendime, “ne hafife alıyorum şu “yerli” grupları kendi çıkmazımda saçmalarken”. bateri partisyonları gerçekten yaratıcı, elektronik altyapının kattığı “noise” havası evlere şenlik, basistleri ise arka planda kalmaması sebebiyle ayrıca hoşuma gitti. sevdim fungu’yu. çok sevdim hem de.
Etiketler: blonde redhead, fungu, little black dress, sonic youth
Yaklaşık 1 hafta kadar sürekli Björk’le PJ Harvey’in Satisfaction (Rolling Stones şarkısıdır aslında Satisfaction) adlı coverını dinledikten sonra nihayet kafama bi’şey dank ediyor. Ben sadece Pj Harvey’in söylediği kısımları mırıldandığımı fark ediyorum. Sonra da bi meraklanıyorum, kimdir bu hatun?
Polly Jean Harvey İngiltere’de bir koyun çiftliğinde doğan ve –tabiri caizse- eşek yüküyle parası olmasına karşılık lüks bir villada değil de, İngiltere’nin taşralarından birinde yaşayan mükemmel sesli bir hatun. Taşra hayatı sürmesinde “köylü bir kadın” olmasının ve bundan hiç çekinmemesinin payı büyük tabi.
90’lı yılların başında kadın vokallerin albüm akınları arasından sıyrılıp çıkmış, övgüye değer görülen isimlerden biri olmuş. Minnacık çocukken gitar ve saksafon çalmaya başlamış Polly Jean, 1991’de de basçı Steve Vaughn ve baterist Robert Ellis’le “Pj Harvey” adında bi’ grup kurmuş. “Dress” adlı ilk singleları “indie rock için sansasyon niteliğinde. Daha sonra gelen “Sheela-Na-Gig” ile “Dress” için çok farklı yorumlar yapılmış ama, Polly Jean röportaj konusunda bi’ hayli isteksiz davranmış. Samimiyeti ve seksapalite kelimesine yeni bi’ anlam kazandıran fotoğrafları basını allak bullak etmiş.
Etiketler: harvey, jean, pj harvey, polly
Bir gitar, bir klavye, bir bateri. daha fazla neye ihtiyacım var ki?
2005 yılında bir indie grubu için “fazlasıyla” adını duyurmuş olan kanada’lı the new pornographers’ın “twin cinema” isimli albümü çıktı. Kathryn Calder isimli bir isim gülümsüyordu albümde çalışan elemanlar arasında, klavyede ve vokalde. Albüm ciddi anlamda güzel eleştiriler aldı, beğenildi. Birkaç ay sonra ise yine elemanları arasında Kathryn Calder ismini gördüğümüz bir grup, Immaculate Machine, “Ones and Zeros” isimli albüm çıkardı tng’nin bağlı olduğu plak şirketi Mint Records’den. Immaculate Machine, albümü tanıtma amaçlı olarak, TNG ile beraber bir süre alt grup olarak konser verdi, kanada’dan avrupa’ya kadar turlara katıldı. iyilerdi. Geçtiğimiz senenin sonlarına doğru da yeni albümleri çıktı: Immaculate Machine’s Fables.
Etiketler: Immaculate, Immaculate Machine, Indie Pop, Indie Rock, Machine, the new pornographers
Indie Rock ile yakın temas içindeki bir kaç insan, bomba etkisiyle bir anda herkesin dillerine düşen bu grubu internette yayınladıkları mp3ler ile az da olsa duymuşlardır eminim. bir patlama oldu evet, ancak bir anda değil, internette güzel bir promosyon yapıldı “yıllar öncesinden” başlayarak, müzik kaliteliydi, ny sahnesinde verdikleri konserlerle kısa sürede isimlerini duymayan kalmadı falan fistan. toy değillerdi yani.
ancak bu tür bi promosyonu yapmayı akıl eden onca grup arasından vampire weekend’in sıyrılmasının sebebi ise, internette zibilyon tanesini bulabileceğiniz incelemelerden ve eleştrilerden de okuyabileceğiniz gibi, müziklerindeki altyapının afrika ritimleri ile bezeli olması. önemli olan yeni bir fikir olması değil tabii ki, senelerdir var bu fikir, kimi insanlar, her ne kadar ben olmasam da, aşinaydı bu müziğe. önemli olan farklı olmalarıydı.
ama her ne kadar farklı bir tarza sahip olsalar da, colombia üniversitesine giderken tanışmış bu 4 insan, piyasaya atılmadan önce, kendileri gibi onlarca grup arasından “sıyrılabilmek için” haliyle bir şekilde “popülerleşmiş” olan bir müziği yapma eğilimi gösterdiler ki ilgi çeksinler. yaklaşık 35 dakika süren aynı isimdeki ilk albümlerini strokes’un debut’suna benzetirsek ayıp etmeyiz bu yüzden. ikisi arasında 7 fark var desem yeridir hatta.
strokes’u sevmem açıkcası, 3 akor altyapısında gelişen kulağa yatkın müziğe senelerdir saygı duymak istemedim. ancak vampire weekend “indie rock” ile bu kısaca “afro” diyebileceğimiz altyapıyı çok güzel bir şekilde harmanlayarak, internete düşürdükleri ilk şarkıları “Cape Cod Kwassa Kwassa”da ise, tamamen bilerek yaptıkları “sakin ton” ile bir şekilde insanları büyüleyerek kısa sürede grubun ilgi çekmesini sağladı. Haliyle XL Records gibi bir hazine avcısı tarafından da albümlerini çıkartıverdiler.
Etiketler: afro, indie, Indie Pop, Indie Rock, vampire weekend, xl- aslinda pek cok konu var: yasemin mori
- Bizden Hiç Farklı Değil: Change of Plans
- ingiliz aksanı+çiçek+böcek+limon=kate nash
- Raks Etme Zamanıdır: Black Kids - Partie Traumatic (2008)
- Hüzün ile Melankoli Havada: Brett Anderson
- Kayıp Albümlerden: Japanese Whispers
- binboamania’08
- aklıselimselim (başlık bulamadım)
- neden?.. neden?..: No Age - Nouns (2008)
- son melodi hiç susmuyor, kal bu gece, yakıyor: mira - eve dönmeliyim
- Alex Turner’ın Yeni Arayışları: The Last Shadow Puppets
- Hava Olsun İsterken: Someone Still Loves You Boris Yeltsin
- ah şu gençlik: be your own pet
- Asla Sönmeyecek Bir Işık: The Smiths
- Issız, Kalıcı, Soğuk: Denali
- Karşınızda Andy Hull ve Dadaşlar Orkestrası: Manchester Orchestra - I’m Like a Virgin Losing a Child
- Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive
- “Nereden Nereye” derler ya, ondan işte: Altered Images
- Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım
- aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi
- Bitmedi Taşikardi: Sakin - Hayat
- uçuş dersleri: migala
- olm saçı da hallettik mi tamam: the cinematics
- küçük bir güncelleme öyleyse…
- Okuma Bayramı’nın Ardından: Tokyo Police Club - Elephant Shell
- Tanrının Boş Vakti: Goldfrapp
- Bir Avuç Velet: The Kooks - Konk
- anket ekledik!
- benim küçük siyah elbisem: fungu
- deha mı diyorduk?: yann tiersen
- aklıselim hakkında
- “Beklenmedik” Hayaletler: Nine Inch Nails - Ghosts I-IV
- kadın denen şey: pj harvey
- İçimiz hala aynı: Tegan and Sara - The Con
- kusursuz sevgi: Immaculate Machine’s Fables
- gece gece aklıma takılanlar: gecegece
- Vampire Weekend
- aklıselim



(2 oy verilmiş, ortalama: 5/4.5)