'Deneysel' kategorisi için arşiv:

change of plans

merak etmeyin, müziği kategorize etmenin aslında ne kadar saçma olduğunun yeterince farkındayım. ancak siz bile, bir kitle tarafından post-rock adı verilmiş bir müzik-türü olduğu gerçeğini, bu düşünceye ne kadar “saçma” diyenlerden olsanız da, kabulleniyorsunuz, biliyorum. ben sanırım, müziği kategorize eden kitleye girebilirim. çünkü post-rock vakt-i zamanında bir hata yapıp başladığım bir uyuşturucudur sadece. belki de bu sebeple, kendimi junkie gibi hissetmemek için haftada belirli dozlarda almaya özen gösterdiğim bir uyuşturucudur. hayatımın tamamını kaplamaz, sadece ihtiyacım olduğunu hissettiğinde dinlerim. ve her ne kadar pazartesi akşamları sourberry‘de post-rock üzerine bir radyo programı yapıyor olsam da,  post-rock üzerine duayen olduğumu söyleyemem. çünkü sadece ne bittiğinden haberdar olan bir müzik dinleyicisinden öte değilim, ne güzeldir, ne çirkindir, ne iyidir, ne kötüdür ayırt edebiliyorum, yani uyuşturucu iyi mi değil mi, söyleyebiliyorum, ama ötesi değil.

bu bilgimle bir post-rock grubuna inceleme yaparsam, yanlış benzetmeler yapabileceğimden, yanlış tespitler ile boğuşabileceğimden korktum hep. çünkü change of plans, kulağımla ilk buluştuğu andan itibaren “güzel ve iyi” olduklarının farkında olduğumdan mütevellit “inceleme yapsam mı, yapmasam mı?” diye diye yaklaşık 1 hafta düşündüğüm, “dream endless’ın limbo pillow‘ı gibi post-rock üzerine benden daha bilgili insanların blogları var iken, yazmak ne haddime?” dediğim bir grup oldu. çünkü, kendileri, ki isimlerini duyalı çok olmuyor aslında, kafabindünya, proudpilot, reverie falls on all ve benzerleri üzerine araştırma yaparken (uyuşturucu ararken) bulduğum gruplardan belki de en iyisi. saf esrar misali.

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (3 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , ,

no age

No Age’den haberdar iseniz, the smell’den az çok haberiniz vardır, veya en azından adını duymuşsunuzdur. Yine de, hiçbir şeyden haberi olmayan bir okuyucu kitlesine sahip olduğumu düşündüğümden, albüm incelemesi yapmadan önce, the smell‘in ne olduğundan az çok bahsedeyim. ha derseniz “zaten biliyoruz, sen de bizi iyice aptal ettin” o zaman önünüzdeki paragrafı atlayın bir zahmet.

the smell, henüz “the next big thing” arayan müzik şirketlerinin hedefi haline gelmeden önce, artık “punk müzik” ile özdeşleşmiş diyebileceğimiz california’nın ortasında, los angeles ismiyle anılan sığır çiftliğinin şehir merkezinde, 1998 yılından beri var olan bir konser mekanı ve sanat galerisi. açıldığından beri “yeraltı” sıfatını üstünden atamamış, genel olarak “avant-garde” olarak nitelendirebileceğimiz müzik türlerini icra eden grupların yuvası olmuş, yaş sınırı olmadan, bütün konserleri 5$ gibi bir ücrete izleyebileceğiniz, nezih bir tükkan.

no age, 2005 yılında kurulduğundan 2007 yılında the smell’in adını duyurmasıyla sub pop tarafından keşfedilene kadar bu mekanın ana grubuydu.

2008 yılında çıkarttıkları albümleri nouns ile pitchfork media ve türevleri tarafından “deneysel” denerek gözümüze gözümüze sokulsa da, grubun ilk senelerinde çevredeki indie label’lardan çıkarttıkları, sonic youth’un ilk senelerini andıran, my bloody valentine soslu, güzel mi güzel, delici mi delici plaklarındaki o saf, o masum “noise rock” havasından uzaklaşmış bir şey bu grup, bu albüm.

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (1 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , ,