'Biyografi' kategorisi için arşiv:

Altered ImagesBiricik iskoç yöremiz Glassgow bilene aslında ne kadar güzel bir şehir, çünkü açıkcası kimler gelmez ki akla Glassgow denince? Shirley Manson’ın ilk grubu angelfish mesela glassgow’de atılmıştır müzik hayatına, sonracığıma “saints are coming” ile son dönemde Green Day’in para makinasına alet olmuş Skids de Glassgow grubudur aslen, dream pop’cular tarafından “kült” denilen Lowlife bu şehirde yaratmıştır o ulvi müziklerini, sonra teenage funclub, the vaselines falan filan derken yeni dönemden ise post-punk revival’cı shitdisco, the cinematics, ve hatta franz ferdinand gibi kaliteli grupların nüfus kağıtlarında hep glassgow yazar doğum yeri olarak. yani kısa keseyim, gayet kaliteli gruplar çıkmıştır hep buradan.

Altered Images’in sonu onlar gibi olmadı ne yazık ki… Evet işte, bu gruplardan biri de, Altered Images. Bugün albümlerini dinliyordum, sonra farkettim de, neredeyse hiçbir şey yok haklarında internet üzerinde, küçük bir biyografilerini yazayım dedim ben de.

Fazlasıyla “piyasa” olmuş, NME’yle sosyeteye sunulmuş “post-punk”çılardan ve döneminde hakkında en çok yazılıp çizilenlerden biridir altered images. 79 senesinde henüz lisedeyken etkilenirler abilerinden ve kendi çaplarında başlarlar müzik yapmaya. Glassgow’un kirli barlarında seslerini zedelerlerken, bir gün sevgili Sid Vicious ve Marco Pirroni gibi “büyük adamların” grubu Siouxsie & the Banshees, Glassgow yöresinde konser vermeye karar verir. o kadar dinlemişlerdir ki abilerini zamanında, hemen bir demolarını verirler grubun basçısı Steven’a, ve anında kaparlar konserlerinde alt grup olma onurunu. Ama, aslında umurlarında değildir büyük bir konserde alt grup olmak, Steven’ı Londra’ya gidiş bileti olarak görmüşlerdir. Olur da zaten, Steven o kadar sever ki grubu, alır götürür hepsini Londra’ya, BBC Peel Sessions’da 1-2 defa çaldırıp Epic ile anlaşma yaptırır, sonra sokar stüdyoya, hatta aynı sene 2 de single kaydeder kendi elleriyle, “Dead Pop Stars” ve “A Day’s Wait” isimli. Ama single’lar o kadar kötüdür ki, ikincisi listelere bile giremez, büyük bir hayal kırıklığı olur.

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (henüz oy verilmemiş)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , ,

the kooks

“bir avuç velet”. evet kooks budur. emrah tadında bir vokal, daha önce defalarca denenmiş bir müzik üzerine saçma sapan, hatta “ergen” şarkı sözleri, distortion’dan ağlayan gitarlar ve zaten tutunacak temelleri bile olmayan bir türde dayanabilmek için aklıselim sahibi olmak yerine gayet serseri bir imaj çizen bir avuç veletden ibaret kooks. dediklerime yalan diyemezsiniz.

hiç şaşırmadığım bir şekilde (razorlight da öyle değil miydi?) david bowie’den yürüttükleri isimleriyle çakma bi indie grubu kurup, bir “strokes” şarkısı coverlayarak müzik hayatına atılan kooks bir anda NME sayesinde isim yaparak isimlerini duyurdu. ve yine bir anda, göstermekten çekinmedikleri bu bariz “kötü” özellikleri sebebiyle, tesadüfen bile diyemediğim bir şekilde bulundukları adanın içinden çıkan onlarca gruba (arctic monkeys olsun, futureheads olsun, libertines olsun) benzedikleri iddia edilerek, çocuk oldukları söylenerek, hatta, ki buraya çok gülüyorum, “tarzları yok” denilerek, çıktıkları an itibariyle “müzik dehaları” tarafından yerin dibine sokuluverdiler.

ancak, the kooks’un debut albümü inside in/inside out, ki ne kadar ironik, kendilerinden önce çıkan bu yukarda saydığım “benzedikleri” iddia edilen grupların albümlerin toplamını ikiye katlayacak ayarda bir albüm. üstelik, arkalarında bıraktıkları onlarca grubun aksine, kooks’un klasik rock, reggae gibi öğeleri, bu “hiçbir zaman kategorize edemeyeceğimiz” indie denen müzik ile birleştirmeleri yetmiyormuş gibi, eğlenceli şarkı sözleriyle ve bazen akustik, bazen kafa şişiren gitarlarla güzelce harmanlayarak ortaya çıkardıkları popüler müzik, emin olun sadece bir “ustanın” elinden çıkabilir.

Bir bildikleri varmış ki, naive olsun, ooh la olsun, eddie’s gun olsun falan, albümlerinden single olarak çıkardıkları şarkılar, çıktıkları an dillere döküldüler, ingiltere’de listelerin tepesinde monopoly oynar gibi ev kurup, kendilerine yaklaşanı ellerinin tersiyle aşağı ittiriverdiler. tesadüfen olmadı. tamamen akıl işiydi. tamamen.

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (3 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , , ,

yann tiersen 1

Her Amelie sever gibi ben de, Amelie ‘yi izledikten sonra hemen bilgisayar başına geçip filmin müziklerini araştırmaya koyuluyorum. (Yann Tiersen’in “döktürdüğü” o şarkılar olmasaydı, Amelie bu kadar güzel olamazdı kesinlikle.)
Önce “les jours trites”i dinliyorum ve içime yayılan bu anlamsız mutluluk hissini çözmeye çalışıyorum. Şarkı sanki bu dünyanın ötesinde başka bir dünya varmış da, buranın kötülüğünden kaçıp oraya sağınabilecekmişiz gibi bi’ his veriyor bana. Sonra “j’y suis alle” çalmaya başlıyor ki, ben kesinlikle ayrılıyorum o anda dünyadan. Afallıyorum- salaklaşıyorum da denilebilir. Yann Tiersen komasında günlerim geçiyor, hiç şikayetim yok, geberene kadar onu dinlemek geliyor içimden.

İşte bu adam beni böyle sardı. Tabi her şarkının kişide bırakacağı tat ayrı, her sesin ruha işleyişi farklı. Ama tat bırakıyor mu? Bırakıyor.Ruha işliyor mu? İşliyor.

Peki kim bu adam?

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (1 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , ,

pj harvey 1

Yaklaşık 1 hafta kadar sürekli Björk’le PJ Harvey’in Satisfaction (Rolling Stones şarkısıdır aslında Satisfaction) adlı coverını dinledikten sonra nihayet kafama bi’şey dank ediyor. Ben sadece Pj Harvey’in söylediği kısımları mırıldandığımı fark ediyorum. Sonra da bi meraklanıyorum, kimdir bu hatun?

Polly Jean Harvey İngiltere’de bir koyun çiftliğinde doğan ve –tabiri caizse- eşek yüküyle parası olmasına karşılık lüks bir villada değil de, İngiltere’nin taşralarından birinde yaşayan mükemmel sesli bir hatun. Taşra hayatı sürmesinde “köylü bir kadın” olmasının ve bundan hiç çekinmemesinin payı büyük tabi.

90’lı yılların başında kadın vokallerin albüm akınları arasından sıyrılıp çıkmış, övgüye değer görülen isimlerden biri olmuş. Minnacık çocukken gitar ve saksafon çalmaya başlamış Polly Jean, 1991’de de basçı Steve Vaughn ve baterist Robert Ellis’le “Pj Harvey” adında bi’ grup kurmuş. “Dress” adlı ilk singleları “indie rock için sansasyon niteliğinde. Daha sonra gelen “Sheela-Na-Gig” ile “Dress” için çok farklı yorumlar yapılmış ama, Polly Jean röportaj konusunda bi’ hayli isteksiz davranmış. Samimiyeti ve seksapalite kelimesine yeni bi’ anlam kazandıran fotoğrafları basını allak bullak etmiş.

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (2 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , , ,