'Alternative' kategorisi için arşiv:
Manchester’ın içinden çıkardığı insanlarla, gruplarla ve yarattığı müzik tarzlarıyla müzik dünyasına katkısı büyük oldu.İnsanlara “Manchester’dan ne çıksa dinlerim” dedirtecek derecede de bir kaliteye sahip gruplar çıkartıyor içinden.Peki bana senin için Manchester’ın anlamı nedir diye sorsalar ben The Smiths -takiben de Morrissey- derim.The Smiths bir tek benim küçük dünyamı etkilemekle kalmamış kendisinden sonra gelen Suede, The Verve, Stone Roses gibi grupları ve günümüzden The Organ, Brand New, The Libertines gibi grupları etkilemekte ve nicelerini etkileyecek belki de.
Johnny Marr’ın bir gün Morrissey’e “hadi bir grup kuralım” demesiyle başlıyor herşey.Johnny Marr arkadaşı Andy Rourke’a “Morrissey vokali aldı, ben de gitarı, sana da basıvercez” dedi.Bir seçmeden sonra da davulcu Mike Joyce alınıyor ve dörtlü tamamlanıyor artık.
The Smiths diyorlar kendilerine.Evet, Smiths çok sıradan bir isim zaten morrissey de öyle new romantic’ler gibi cafcaflı isimlerinin olmasını istemediğinden bu ismi koymuş.Müzikleri ise isimlerinin sıradanlığıyla ters orantılı, bir o kadar benzersiz.Morrissey’in ruhumuzun derinliklerine işleyen lirikleri ile Johnny Marr’ın ustaca konuşturduğu gitarı bazen kelimelerimizin anlatmaya yetersiz kaldığı şeyleri anlattılar.Ne bileyim, hangi insan platonik aşkının ona karşı bir duygu beslemediğini duyup I Know It’s Over’a sarılmamıştır…
İlk single’ları “Hand in Glove” 1983 yılında yayınlanır.Bu single liste başarısı sağlamasa da John Peel’in dikkatini çeker.Bunun ardından gelen “What Difference Does It Make?” ve “This Charming Man” single’ları da tıpkı Hand in Glove kadar olmasa da başarısız olurlar ama The Smiths kendisine küçük bir hayran kitlesi edinir.
Kendi adlarını taşıyan debut albümleri ise 1984′te yayınlanır.Bu albümde Morrissey, her konuya değinmiştir; aşk acılarından, pedofiliden ve çocukluğunda onu çok etkileyen Moore cinayetlerini.Bu cinayetler hakkında yazılan “Suffer Little Children” zamanında grubun başını çok ağrıtmıştır çünkü kurbanlardan birinin akrabası bu şarkı yüzünden gruba dava açmıştır.
Albümün yayınlanmasından kısa bir süre sonra Morrissey’in idolü olan Sandie Shaw, Hand in Glove’u ve This Charming Man’in b-side’ı olan Jeane’i yeniden yorumlar.Aynı sene içerisinde Sandie Shaw etkileşimli “Heaven Knows I’m Miserable Now”, bir Smiths klasiği olan “How Is Soon Now?”ı ve onun b-side’ı “William, It Was Really Nothing” gibi şarkıları içinde bulunduran “Hatful of Hollow” adlı toplama albüm yayınlanır. bu yazının devamını oku… »
Etiketler: johnny marr, meat is murder, morrissey, the queen is dead, the smiths
fungu’dan bahsedeceğim size. çünkü 5 şarkı var elimde, dönüp duruyorlar birkaç saattir. hepsi birbirinden farklı. hepsi aynı gruba ait. bir vokal var ki bitiriyor beni, “o nasıl sestir öyle” diyorum,” “o nasıl vurdumduymaz bir söyleyiştir” diyorum, türk olduğunu bildikçe “o nasıl aksandır” diyorum, dinledikçe daha çok düşüyorum içlerine, iç geçiyorum. birşeyler yazmaya karar verince, şimdiye kadar yaptığımın aksine, ince eleyip sık dokuyorum.
fungu’nun temelleri aslen eksik etek’e dayanıyor, zamanında adını pek duyduğumuz, 5 elemandan oluşan ankara’lı eksik etek’in gitaristini kaybetmesi ile atılmış. yerine ise hala grupla çalmaya devam eden erdem gelmiş gelmesine ama, “eksik etek” esprisini kaybetmiş haliyle, yeni bir isim bulalım demişler, Fungu isimli bir cover grubu çıkıvermiş ortaya. birkaç eleman değişimi daha olmuş sonradan.
ama, şimdi fungu’ya cover grubu dedik demesine de, bunların bir şarkıları var ki anlatılmaz yaşanır tadında yaklaşacağım. biyografileri üzerine bilmeniz gereken ise bu şarkılar ile 2005′de Roxy müzik Günleri’nde ve Nokia Supersound’da finallere kadar gelmeyi başardıkları. bu yarışmalar sırasında boş durmayıp ankara’dan istanbul’a kadar konserler vermeye devam ettiler tabii. 2007′de ise “Türkiye’den Alternatif Rock vol.1′e” “little black dress” ile girdiler. zati benim de ilgimi bu şarkıları sebebiyle çektiler.
yukarda sadece vokal dedim ama, bitmiyor efendim, biter mi hiç? bir riffler var ki bu elemanlarda öyle böyle değil, yalayıp yutmuşlar abilerini ablalarını, radiohead’den sex pistols’a, blonde redhead’den sonic youth’a (ki elemanları mutlaka sıkı birer “sonic youth” hayranı olmalılar) kadar türlü türlü etkiler, türlü türlü tatlar var bunlarda. bu “sinirlere hitap eden”, karmaşık, hatta alt-üst olmuş müzik o kadar hoşuma gidiyor ki dinledikçe, “ulan” diyorum bazen kendi kendime, “ne hafife alıyorum şu “yerli” grupları kendi çıkmazımda saçmalarken”. bateri partisyonları gerçekten yaratıcı, elektronik altyapının kattığı “noise” havası evlere şenlik, basistleri ise arka planda kalmaması sebebiyle ayrıca hoşuma gitti. sevdim fungu’yu. çok sevdim hem de.
Etiketler: blonde redhead, fungu, little black dress, sonic youth- Hava Olsun İsterken: Someone Still Loves You Boris Yeltsin
- ah şu gençlik: be your own pet
- Asla Sönmeyecek Bir Işık: The Smiths
- Issız, Kalıcı, Soğuk: Denali
- Karşınızda Andy Hull ve Dadaşlar Orkestrası: Manchester Orchestra - I’m Like a Virgin Losing a Child
- Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive
- “Nereden Nereye” derler ya, ondan işte: Altered Images
- Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım
- aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi
- Bitmedi Taşikardi: Sakin - Hayat
- uçuş dersleri: migala
- olm saçı da hallettik mi tamam: the cinematics
- küçük bir güncelleme öyleyse…
- Okuma Bayramı’nın Ardından: Tokyo Police Club - Elephant Shell
- Tanrının Boş Vakti: Goldfrapp
- Bir Avuç Velet: The Kooks - Konk
- anket ekledik!
- benim küçük siyah elbisem: fungu
- deha mı diyorduk?: yann tiersen
- aklıselim hakkında
- “Beklenmedik” Hayaletler: Nine Inch Nails - Ghosts I-IV
- kadın denen şey: pj harvey
- İçimiz hala aynı: Tegan and Sara - The Con
- kusursuz sevgi: Immaculate Machine’s Fables
- gece gece aklıma takılanlar: gecegece
- Vampire Weekend
- aklıselim



(3 oy verilmiş, ortalama: 5/4.67)