Haziran, 2008 ayı için arşiv:

mira

geçenlerde, kendisinin şehir dışında olmasından mütevellit, bir arkadaş için bir dergi arıyordum. hatta günlerdir arıyoruz. neyse, işte yine dergi aradığım günlerden birinde, tam içinde bulunduğum ve günaşırı “karakalem geldi mi acbağ?” diye sormaktan sıkıldığım kitapçıyı terk edecektim ki, geçen gün o bahsi geçen arkadaş ile yine aynı kitapçıda dergi sorma vesilesi ile bulunurken gözüme ilişmiş olan nick cave’in “dig, lazarus, dig” albümünü hala almadığımı fark ettim. mağazanın cd/film vesair satan bölümüne doğru ilerlemeye başladım. karşı raftan bana cıstak cıstak göz kırpan kırmızı makyajlı nick cave’e tam el atacakken, bir albüm ilişti gözüme uzaklardan. ama gel beni al dercesine fısıldıyordu sanki bana. hatta, bu bir retro romantik komedi senaryosu olsaydı albüm parlıyor olurdu sanıyorum. alıp da sevdiceğe versem, hayat bayram olsa filan. veyahut albümdeki bir şarkı bir an hayatımı değiştirse, yağmur altında gecenin 3:43′ünde ayrıldığım sevdiceğin kapısına koştursam, yumruklasam, kapıyı açsa, birden üstüme atlasa. filan. tabi ben bu düşüncelere dalmış iken, nick cave yalan oldu. albümü de önüne arkasına bile bakmadan alıverdim hemen.

kapaktaki erkek kişiyi ki tan tuncağ olur kendisi “bi yerden gözüm ısırıyor” diyerekten izlerken, bir yandan da internette az biraz bakınıyordum grup hakkında. şaşırdım. ekşi sözlük’de bile neredeyse hiçbir şey yok. inanamadım gözlerime, hala şaşkınım. bir şeyler yazmak gerekiyormuş artık.

şimdi, bana çok “eleştirel” diyorlar biliyor musunuz? her şeyi eleştiriyormuşum, hiçbir şeye değer vermiyormuşum. falan fistan. alın o vakit, işte “blonde redhead tınıları alıyorum, çok beğendim”, veya “70′lerden kalma synth sesleri olmasa daha iyi olurdu, prodüktörlerimiz bile bıktı, tan tuncağ bıkamamış” falan demeyeceğim bu yazı boyunca. susacağım. ama şunu demeliyim ki, bu albüm bu blogu okumaya tenezzül eden kitle arasında bulunan indie kidlere ağır, türk pop dinleyicisine anlamsız, cazcı dantellere çıtır çerez gelecektir. örnekler arttırılabilir. kesinlikle “zamanının ötesinde” bir albüm. tenezzül etmek, etmemek sizin bileceğiniz iş.

“bulutlar yere iner de beni kör ederse, kaybolup gidersem… off, ben artık eve dönmeliyim. eve… “sırtımızda” değil miydi “ev” dediğimiz?”

bu yazının devamını oku… »

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (1 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: