Mayıs, 2008 ayı için arşiv:

evet! someone still loves you boris yeltsin, uzun bir aradan sonra haklarında bişeyler karalamak istediğim yegane grup olma şerefine erişmiş bulunmakta.
gerçi aslında daha önce indie-pop üzerine daha derin bir şeyler karalamak veya the shins üzerine yazmak gerekirken bu şeker elemanlar üzerine yazdığımı bilmiyorum. eksik kalacak sanki bir şeyler de, neyse diyip geçiyorum tarihlerine.
bir varmış, bir yokmuş. sıcak bir mevsim gecesinde “Someone Still Loves You Boris Yeltsin”, -hatta şu andan itibaren kısaca “sslyby”- uzun bir zaman üzerinde uğraşarak evlerinde kaydettikleri demolarını bir internet sitesine koymaya karar vermiş. günler geçmiş, haftalar geçmiş, ve bir gün, blog perileri bu demoları görüp “aaaaaaaaarika!” diyedursun, ak sakallı SPIN-dalf sslyby hakkında birşeyler karalayıp “yeni shins olabilirler” demesin mi? eyvah eyvah!
1999 senesinde Will Knauer ve Philip Dickey adlı iki fırlamanın bir projesi olarak başlayan sslyby’nin her tarafından bi sevimlilik, bi samimiyetlik akıyor ama aslında böyle olduklarını kanıtlamak için kelime kelime kendimi kasmama hiç lüzum yok. isimlerini nasıl bulduklarına dair gayet “gerçek” hikayelerini kendi ağızlarından dinlemek yetiyor aslında.
Etiketler: broom, pershing, Someone Still Loves You Boris Yeltsin, sslyby
Dergi sayfalarının ortasında, ağzı beş karış açık, poposunda bir karış etekle eline telefon almış gepegenç bir kızcağız ve etrafında üç tane şaşkın ördek yavrusu erkek görüyorum. Yeni albüm mü çıkarmışlar ne, bişeyler yazıyor işte. Yazıyı okumadan şarkıları işaretliyorum -nedendir bilmem- , başlıyorum sırayla dinlemeye. “Bitches Leave” di dinlediğim ilki. Şarkı ilk saniyesinden bir uyarıyor seni, siren misali. Her dinlediğimde – ki en çok dinlediğim şarkılarıdır – radar geliyor aklıma nedense. Hooopp uçuyoruz, duruyoruz, korkuyoruz! Bi’ yandan eğleniyoruz tabi, bi’ yandan da ayağımızı denk alıyoruz. Kızlar kavga ediyor şarkıda, vay çirkefler diyoruz falan.
Ondan sonra sırasıyla tüm albümü dinliyorum ve sonuçta en çok korktuğum şeylerden biri başıma geliyor, günlerce aynı gruba takılıp kalıyorum.
Solist ile Karen O’nun ( Yeah Yeah Yeahs ) arasında benzerlikler var, evet. Gerek ses olsun, gerek hareketler.. Ama bu rahatsız edici bir benzerlik değil, dinlediğinizde “ahanda Yeah Yeah Yeahs’tan özenti bunlar” demiyorsunuz.
Harcore gürültüleri de tırmalamıyor kulağınızı, radar hissine devam edebiliyorsunuz yani. Aynı korku, aynı tehlike. Ama tabi aynı eğlence!
Etiketler: be your own pet, get awkward- Hava Olsun İsterken: Someone Still Loves You Boris Yeltsin
- ah şu gençlik: be your own pet
- Asla Sönmeyecek Bir Işık: The Smiths
- Issız, Kalıcı, Soğuk: Denali
- Karşınızda Andy Hull ve Dadaşlar Orkestrası: Manchester Orchestra - I’m Like a Virgin Losing a Child
- Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive
- “Nereden Nereye” derler ya, ondan işte: Altered Images
- Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım
- aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi
- Bitmedi Taşikardi: Sakin - Hayat
- uçuş dersleri: migala
- olm saçı da hallettik mi tamam: the cinematics
- küçük bir güncelleme öyleyse…
- Okuma Bayramı’nın Ardından: Tokyo Police Club - Elephant Shell
- Tanrının Boş Vakti: Goldfrapp
- Bir Avuç Velet: The Kooks - Konk
- anket ekledik!
- benim küçük siyah elbisem: fungu
- deha mı diyorduk?: yann tiersen
- aklıselim hakkında
- “Beklenmedik” Hayaletler: Nine Inch Nails - Ghosts I-IV
- kadın denen şey: pj harvey
- İçimiz hala aynı: Tegan and Sara - The Con
- kusursuz sevgi: Immaculate Machine’s Fables
- gece gece aklıma takılanlar: gecegece
- Vampire Weekend
- aklıselim









(2 oy verilmiş, ortalama: 5/4.5)