
Shoegaze hiçbir zaman kitlelere hitap eden bir müzik türü olmadı, britpop gibi ne İngiltere’nin işçi sınıfının hayatına değindi ne de grunge gibi “kayıp jenerasyon”un müziği oldu.Konserlerde seyircinin yüzüne bile bakamayacak kadar utangaç insanların yer yer hayal dünyalarını ve çoğu zaman da aşklarını anlattıkları şarkılarını ses duvarlarıyla süslediler, gerçeküstü atmosferler yarattılar.Kimse anlamadı onları, ama gerilerinde kaliteli gruplar ve kült albümler bıraktılar.Bunlardan biri de -hatta kanımca en iyisi- Slowdive.
Herşey Reading’li iki arkadaş olan Neil Halstead ve Rachel Goswell’in The Smiths, My Bloody Valentine, Jesus and Mary Chain ve Cocteau Twins gibi gruplardan etkilenerek 1989 yılında bir grup kurmasıyla başlıyor.Yanlarına Christian Savill’i ve basçı Nick Chaplin’i alıyorlar ve Slowdive’ı kuruyorlar.Birkaç bateristdeğişikliğinden sonra Simon Scott’ı alıyorlar gruba.Kendi adlarını taşıyan ilk ep’lerini 90 yılında çıkartıyorlar.91 yılnda Morningrise ve Holding Our Breath ep’leri ardarda yayınlanır -ki bunlarda debut albümlerinin temelini oluşturacak şarkılar bulunmaktaydı.Bunun dışında sevdikleri sanatçılardan olan, saykodelik kişilik Syd Barrett’in Golden Hair şarkısını coverlar grup.Aynı senenin eylülünde ilk albümleri Just For a Day’i çıkartırlar.Sonra çıkartacakları albümler kadar güzel olmasa da bu albüm, Catch The Breeze, Ballad of Sister Sue ve Waves gibi şarkılar kalbimizi fethetmeye yetiyor da artıyor.

92 senesinde Outside Your Room adlı ep’lerini çıkarırlar, bu ep’deki Alison daha sonra ikinci albümleri olan Souvlaki’de yer alacaktır.93 senesinde ise şu an kült statüsünde sayılabilecek Souvlaki albümlerini çıkartırlar.Burada iş tarihçeden çıkıyor artık çünkü bu albümle duygusal bir bağım var.Saf aşkın, özlemin ve hüznün şarkıları albümdekiler, hem de hepsi insanın kalbini yaralayan cinsten.Neil Halstead bir erkeğin söylemeye çekindiği şeyleri -yani duygularını- fütursuzca akıtır şarkılarına, o canını yakan duygularını akıttığı şarkıları dinledikçe bizim de canımızı yakar.Alison ile başlayan albüm Dagger’la son bulur ve son noktayı koyar “i didn’t really lose you, i just lost you for a while” sözleriyle.On şarkının onu da birbirinden farklı karakterlere sahip olsa da en dikkat çekeni Sing’dir.Bu albümdeki Brian Eno imzalı tek şarkıdır ve grubun ilerde yapacakları post-rock ve ambient etkileşimli şarkılara ilk adım olacaktır.Albümün Amerika için yayınlanan versiyonu 4 şarkı daha içermektedir.Bunlar Nancy Sinatra’nın Some Velvet Morning coverı, Country Rain, Missing You ve Good Day Sunshine’dır.Fakat bu şarkılar Souvlaki’nin genel yapısından farklıdır, daha elektronik altyapılıdır.
94 senesinde davulcu Simon Scott gruptan ayrılır onun yerine Ian McCutcheon alınır.95 yılında Brian Eno ile beraber çalıştıkları albümleri Pygmalion’ı çıkartırlar.Albüm tam bir post-rock harikasıdır ve kendisinden sonra gelecek bir çok post rock grubuna ilham verecektir.Albüm yayınlandıktan bir hafta sonra Creation Records “biz bu shoegaze yüzünden zarara giriyoruz ya pop albümü yapın ya da gidin” demişler Slowdive üyelerine.Eh az çok tahmin edebiliyorsunuzdur ne olduğunu.Bunun ardından 4AD Records’a geçseler de albüm yapamadan dağıldılar.
Slowdive bitse de grup üyelerinin müzik yapma ateşi sönmedi.Slowdive’ın Here She Comes ve Dagger gibi şarkılarında gördüğümüz folk sevgilerini Mojave 3 adlı gruplarında yaşattılar ve hala yaşatmaktalar, o da ayrı bir hikaye.
Souvlaki için buraya tıklayınız.
Etiketler: neil halstead, rachel goswell, shoegaze, slowdive“Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive” için 2 yorum girilmiş.
yorum bırakın
- Hava Olsun İsterken: Someone Still Loves You Boris Yeltsin
- ah şu gençlik: be your own pet
- Asla Sönmeyecek Bir Işık: The Smiths
- Issız, Kalıcı, Soğuk: Denali
- Karşınızda Andy Hull ve Dadaşlar Orkestrası: Manchester Orchestra - I’m Like a Virgin Losing a Child
- Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive
- “Nereden Nereye” derler ya, ondan işte: Altered Images
- Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım
- aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi
- Bitmedi Taşikardi: Sakin - Hayat
- uçuş dersleri: migala
- olm saçı da hallettik mi tamam: the cinematics
- küçük bir güncelleme öyleyse…
- Okuma Bayramı’nın Ardından: Tokyo Police Club - Elephant Shell
- Tanrının Boş Vakti: Goldfrapp
- Bir Avuç Velet: The Kooks - Konk
- anket ekledik!
- benim küçük siyah elbisem: fungu
- deha mı diyorduk?: yann tiersen
- aklıselim hakkında
- “Beklenmedik” Hayaletler: Nine Inch Nails - Ghosts I-IV
- kadın denen şey: pj harvey
- İçimiz hala aynı: Tegan and Sara - The Con
- kusursuz sevgi: Immaculate Machine’s Fables
- gece gece aklıma takılanlar: gecegece
- Vampire Weekend
- aklıselim









souvlaki harbiden de mükemmele yakın bir albüm, üstünde ayrıca durman iyi olmuş :) eline sağlık :)
my bloody valentine’ın loveless albümüyle beraber 90′ların en güzel albümüdür souvlaki.ayrıca mükemmele yakın değil, bildiğin mükemmel bence :)