binlerce şarkı var.. temelde ise aynı duygular: acı, ayrılık, yarım kalmak, ah min^el aşk ve vesair. peki nasıl oluyor bu binlerce şarkı?
yani demeye çalıştığım şu: sözün konusu aşk acısı ise kullanılacak kelimeler belli oluyor en başından.
kalp, kırılgan, sen, ben, biz, gittin, ağladım… melodi de yapıştırıverince bunlaraaaa.. oh mis, gelsin şarkılar! ama.. böylece hep aynı/benzer oluyor şarkılar, anlatabiliyor muyum?
tüm bu olanları ifade edecek kelime bulmakta zorlanırken ve sıkılmış bir ifadeyle izlerken (dinlerken) tüm bu şarkıları… duydum ben onları.
“seni sorana her yanım derim..” dedi ses başta. ve daha nicesini.
kimi sözler vardır ki duyar duymaz çeker sizi. şaşıverirsiniz sözlere. çünkü bu sözler, sizin gündelik yaşamda kullandığınız kelimelerden farklı değildir. öyle ayrıcalıkları filan yoktur. ayrıcalığı oluşturan, bu kelimelerin dizim sırası olur aslında. ne de güzel anlamlar kazanır o zaman..
artık size güze^lim şarkı sözleri ve sesiyle beni çeken bu grubu takdim edeyim: SAKİN.
ismi harika bir kere!

seslerini duyduğunuzda aklınıza şu yerleşiyor: bu işi yürekleriyle yapıyorlar, bu iş onları heyecanlandırıyor. şarkılardaki ses, çok sevimli bir erkek çocuğuna ait. işbu grubun albümü çıkmadan evvel myspace ve eş-dost sayesinde elimizde edepsiz komedya, artık gel, kırmızı oda, denek hayatlar, son ve laleler beyaz adlı şarkılarının kayıtları mevcuttu. canlı performanslarını daha izleyememiş bir insan olarak, kulaklık kablosundan bana ulaşan bu sesle yetiniyordum. neyse ki albümlerine geçtiğimiz ay kavuştuk da daha çok şarkıyla ulaşabildiler bize.
albümlerinin adı HAYAT. grubun ismi kadar naif bir isim seçmişler albüm ismi konusunda da. tebrik etmek lazım.
albümü elimize aldık. ilk başta kartoneti büyülüyor zaten insanı. bu arada yiğitcan yılmaz, can su boğuşlu ve grubun sitesinin de tasarımını yapmış olan elif müftüoğlu’na değinmeden geçmek olmaz. harika bir iş çıkarmışlar. can su boğuşlu’nun fotoğraf galerisinde de (bkz: http://caspell.deviantart.com) yer alan kartonet fotoğrafları, şarkılara çok uymuş. en son feridun düzağaç’ın “uykusuza masallar” albümünün kartonetini beğendiğim göz önüne alınırsa, hayat albümü eski beğenimi yerle bir edip, onun yerine yerleşiyor.
albümü dinlersek..
grubun albümden önceki kayıtlarını dinlemiş olduğumdan albümü dinleyince hayalkırıklığı yaşamadım değil. şimdi eğriye eğri, doğruya doğru eleştirme zamanı:
demo kayıtlarında solist onur özdemir’in şarkıları pek bir fütursuzca ve kelimeleri yutarak söylediğini duyarken -ve bu söyleyiş halini onun tarzı diye adlandırmışken- albümdeki sesini son derece berrak duymuş olmak beni hayalkırıklığına uğrattı. sanki “bak albüm çıkıyor, kelimeleri tek tek-anlaşılır biçimde yutmadan söyle” değneği değmiş onur’a ve eskiden laleler beyaz şarkısını dinleyenler “burnum omzunda mı diyor, uyurum omzumda mı?” diye ikileme düşerken “yok ya, burnum omzunda imiş o” diye bir sonuca varıyor.

sakin; bir kere çok iyi isimlerle hazırladı albümünü ve kendisini. prodüktor olarak KIL, kayıtta volkan gürkan, menajerlik durumlarında can sertoğlu ve alper bahçekapılı görülüyor. grubun konser fotoğraflarını ise pek bi harika insan olan ali soner çekiyor/çekti.
“kalbimi kırdın gittin
siktiri çektin” temalı şarkılardan sıkılmışken, ilaç gibi geliyor bu grup. dediğim gibi, aynı duyguyu benzer sözcüklerle ortaya döküp binlerce şarkı elde edilen bir müzik piyasası içerisindeyiz.. ama sakin bir başka..
ve onlar “sanırım bize bir şey anlatıyorlar” cinsten bir grup. hayat albümünün ilk klip parçası olan “denek hayatım” şarkısında 2oo4 yılında yaşanan hızlandırılmış tren faciasını hatırlatıyorlar.
sözümün aslı, bu beyler bir harika. çünkü bir şeyler anlatıyorlar. çünkü gayet kendilerindeler. çünkü dokunuveriyor zaten o ses içinize..
Etiketler: hayat, sakin“Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım” için 2 yorum girilmiş.
yorum bırakın
- Hava Olsun İsterken: Someone Still Loves You Boris Yeltsin
- ah şu gençlik: be your own pet
- Asla Sönmeyecek Bir Işık: The Smiths
- Issız, Kalıcı, Soğuk: Denali
- Karşınızda Andy Hull ve Dadaşlar Orkestrası: Manchester Orchestra - I’m Like a Virgin Losing a Child
- Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive
- “Nereden Nereye” derler ya, ondan işte: Altered Images
- Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım
- aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi
- Bitmedi Taşikardi: Sakin - Hayat
- uçuş dersleri: migala
- olm saçı da hallettik mi tamam: the cinematics
- küçük bir güncelleme öyleyse…
- Okuma Bayramı’nın Ardından: Tokyo Police Club - Elephant Shell
- Tanrının Boş Vakti: Goldfrapp
- Bir Avuç Velet: The Kooks - Konk
- anket ekledik!
- benim küçük siyah elbisem: fungu
- deha mı diyorduk?: yann tiersen
- aklıselim hakkında
- “Beklenmedik” Hayaletler: Nine Inch Nails - Ghosts I-IV
- kadın denen şey: pj harvey
- İçimiz hala aynı: Tegan and Sara - The Con
- kusursuz sevgi: Immaculate Machine’s Fables
- gece gece aklıma takılanlar: gecegece
- Vampire Weekend
- aklıselim









madem “anlatabiliyorsun”, kalmasın böyle güzel bir yazı yorumsuz dedim :)
te$ekkurler ettim patron beyfendi (: