
2004 yazıydı, ben ülkemin güzelliklerini dünyanın dört bir yanından gelmiş turistlere tanıtırken, telefonla bir haber aldım. explosions in the sky 14 temmuz’da istanbul’a geliyordu. bir şekilde gitmem lazımdı, nitekim çok dürüst olmayan yöntemlerle de olsa ayarlamıştım, dönüyordum istanbul’a. konser muhteşemdi, kötü olması beklenemezdi zaten. hazır dönmüşken boş geçirmemek lazım mantığıyla yapacak bir şeyler arıyordum ki, caz pazar’ına 2 bileti olan bir arkadaşım kapımı çaldı.
tarih:18 temmuz 2004 pazar..
yer:ayazağa
gruplar: orchestra baobab - oi va voi - radio mundial - funk off
rüya gibi bir pazardı, daha önce tanımadığım bu 4 topluluk kendimden geçmeme sebep olmuştu. en büyük pay ise oi va voi’da idi. hemen emule’e sarıldım. 2002′de yayınladıkları Digital Folklore ve 2003 yılında çıkan Laughter Through Tears albümlerini indirdim (kesinlikle yasal olmayan yöntemlerle). albümleri dinlemem ile artık ne kadar değerli bir şeye sahip olduğumu biliyordum. dinliyor, dinledikçe içim kıpır kıpır oluyordu, yüzümde anlamsız bir tebessüm oluşup duruyordu (hayır kafam iyi falan değildi). daha sonra biraz araştırdım kendilerini. müziklerine folk ve klezmer deniliyordu, üstüne veya altına elektronik öğeler serpiştirilmiş bir tarzları varmış. ancak ben klezmer’in ne olduğunu bile bilmiyordum. bundan da utanmıyorum çünkü ben bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğu bir öğretiyle büyümüştüm.
klezmer: yahudi jazz’ı. genellikle avrupa’da yaşayan yahudilerin yaptığı, önceleri kendi yerel ezgileri ile avrupalı yerel halkların müziğinin harmanlanmasından ortaya çıkan daha sonraları bünyesine bir de jazz’ı katan müzik türü. bu cahilliğim de ortadan kalktı, ve devam ettim. grup 2000′de londra’da kurulmuş. nasıl bir araya geldiklerine dair hiçbir fikrim yok, ama ben şuna inanıyorum; kafaları farklı çalışan adamlar birbirlerini bir şekilde buluyor ya da birbirlerini bulduktan sonra ne tür bir şey kullanıyorlarsa kafaları böyle çalışıyor. o ne ritimlerdir, o ne coşkudur, bu nasıl yaratıcılıktır çözebilmiş değilim. insanın içinde ibranice, daha doğrusu yidişçe (yok böyle bir şey, doğrusu yiddish) öğrenme isteği doğuruyor bu grup.

gelelim albümlerine. digital folklore; maiya james’in eşlik ettiği tatar love song, ben hassan’ın eşlik ettiği d’ror yikra, majer bogdanski’nin eşlik ettiği pagamenska ve momo’nun eşlik ettiği salaam shalom’un yanı sıra, od yeshoma, 7 brothers, a csitari hegyek alatt ve crimea’dan oluşan 8 parçalık bir şah’eser. albümün öne çıkan parçası; yok öyle bir şey. ayıramıyorsun kesinlikle, ister sondan ister ortadan başlayın dinlemeye hepsi ayrı mükemmel, benden onaylı.
ikinci albümleri laughter through tears’e gelirsek, refugee ile açılıyor albüm. ardından yesterday’s mistakes geliyor ki kanımca tüm şarkılarından en iyisi, kesinlikle ayrılıyor. daha sonra digital folklore’dan şarkılar ve onlara ek ladino song, hora ve gypsy isimli üç parça daha. bu (laughter through tears) albümden sonra grup biraz sıkıntılı günler yaşıyor, çünkü kt tunstall ve sophie solomon gruptan ayrılıyor. bu yüzden üçüncü stüdyo albümleri biraz gecikiyor ve yuri, further deeper, look down, dissident, balkanik, black sheep, nosim, dry your eye, worry lines ve spirit of bulgaria isimli 10 parçadan oluşan albüm ancak 2007 yılında yayımlanıyor.
ilk dinlendiğimde “ya beklememe değmemişse?” tedirginliği vardı, ama son parça spirit of bulgaria da bittikten sonra derin bir nefes alıp bu albümü sindirmeden diğer gelecek albümlerinin saabırsızlığı içine girdim. doyumsuzluk olarak nitelendiriyorsanız bu davranışımı, daha herhangi bir oi va voi şarkısı çalınmamış kulağınıza demektir. paniklemeyin ama, daha önce kullanmadığınız için alınmaması bünyede sıkıntı yaratmaz, ancak bir kere kullandınız mı, öyle pis bir şeydir ki, her daim belirli dozlarda ister vucüt.
ayrıca bu grubun en bi güzel özelliği de, ülkemizi sık sık ziyaret etmeleri. bir kere dinleyin bir daha ki konserlerini kaçırmamak için elinizden geleni yapacağınıza eminim.
şöyle başlayabilirsiniz;
salaam shalom
d’ror yikra
od yeshoma
7 brothers
refugee
yesterday’s mistakes
ladino song
balkanik
black sheep
bunlar zaten epey bir zamanınızı alır, sonrasında nasıl olsa bütün şarkılarına ve konser kayıtlarına ulaşacaksınız.
son bir uyarı: dans ederken etrafınıza dikkat edin kendinizden geçip bir şeyleri kırıp dökmeyin.
Etiketler: digital folklore, Laughter Through Tears, oi va voi“aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi” için 1 yorum girilmiş.
yorum bırakın
- Hava Olsun İsterken: Someone Still Loves You Boris Yeltsin
- ah şu gençlik: be your own pet
- Asla Sönmeyecek Bir Işık: The Smiths
- Issız, Kalıcı, Soğuk: Denali
- Karşınızda Andy Hull ve Dadaşlar Orkestrası: Manchester Orchestra - I’m Like a Virgin Losing a Child
- Dünyanın en güzel “gürültü”sü: Slowdive
- “Nereden Nereye” derler ya, ondan işte: Altered Images
- Sebepsiz ve Sonuçsuz Denek Hayatım
- aman tanrım eğleniyoruz biz: oi va voi
- Bitmedi Taşikardi: Sakin - Hayat
- uçuş dersleri: migala
- olm saçı da hallettik mi tamam: the cinematics
- küçük bir güncelleme öyleyse…
- Okuma Bayramı’nın Ardından: Tokyo Police Club - Elephant Shell
- Tanrının Boş Vakti: Goldfrapp
- Bir Avuç Velet: The Kooks - Konk
- anket ekledik!
- benim küçük siyah elbisem: fungu
- deha mı diyorduk?: yann tiersen
- aklıselim hakkında
- “Beklenmedik” Hayaletler: Nine Inch Nails - Ghosts I-IV
- kadın denen şey: pj harvey
- İçimiz hala aynı: Tegan and Sara - The Con
- kusursuz sevgi: Immaculate Machine’s Fables
- gece gece aklıma takılanlar: gecegece
- Vampire Weekend
- aklıselim









http://rapidshare.com/files/103456651/Laughter_Through_Tears.zip