the cinematics

Biraz editors, biraz interpol, biraz we are scientists, üstüne tatlı olarak tabii ki joy division = the cinematics.

The Cinematics, 2003 yılında Glassgow’da aylak aylak gezerken, kendi şehirlerinden çıkıp da paraya para demeyen grupları görüp görüp dertleşirken savuruyor bira şişelerini, “hadi la bi grup kuralım ehe ehe” fikriyle çıkıveriyor ortaya. 2005′e kadar birkaç yerel konser dışında bir icraatları olmazken, bir gün Manchester yöresinde define avcısı müzik şirketlerinin kazı yapmaya gittikleri bir konserde yer alıyorlar bileklerinin hakkıyla. 2 hafta sonra albüm anlaşması yapmış oluyorlar tabii. Şakkadanak The Bravery’den Snow Patrol’a kadar türlü türlü gruplara alt grup oluyorlar, bu sırada da albüm kaydetmeye başlıyorlar.

A Strange Education geliyor sonra. “Türlü” diye bir yemek var ya hani, ondan bu albüm. Chase, Break ve keep forgetting gibi, kanımca harika şarkılar çıkıyor albümden single olarak, hiçbiri tutunamıyor bir türlü, çünkü albüme adam gibi bir pazarlama stratejisi uygulanmıyor, çünkü sürü psikolojisi kötü bir olay.Müzik endüstrisinin senelerdir bize öğrettiği tek bir şey var ise, insanların “iyi” olanı değil “popüler” olanı dinlediği gerçeği. mtv gençliği de böyledir - forkpitch media indieleri de. Ve talihsizlik bu ya, “glassgow” ismini duyunca sözde eleştirmenler bir hışımla yapıştırıyorlar “taklit” etiketini cinematics’e, ha haksız da değiller hani.

the cinematics

“neden?” derseniz, cinematics duymadığımız, “oha süper!” diyebileceğimiz bir müzik icra etmiyor. Ne seviyorlarsa onu yapmış adamlar, “yaratma” ihtiyacı duymamışlar. ama Dünyanın geri kalanının yaptığı gibi önyargıyla yaklaşacak halim yok, çünkü “taklit” damgası, grup ne kadar kaliteli olursa olsun yerin dibinde 3 katlı güzel bir müstakil ev tutması için yetse de, benim derdim şöyle bir misafirliğe gidip 2 kelam etmek sanıyorum. öyle ki, interpol’u taklit etmek de yetenek ister hani.

aslında üzülüyorum bu grubu dinledikçe. öyle bir potansiyel var ki elemanlarda, sesini türü yaratan insanlardan daha harika kullanan bir vokal ve yine aynı şekilde, başlı başına bir tür yaratabilecek kadar güçlü ve potansiyel sahibi bir sound falan, gayet kaliteliler aslında, ama tek albümleri “a strange education”a “orjinal” diyebilmek bile grubu iyi göstereceğim derken büyük bir yalanın altına yatmama sebep oluyor. o kadar “benziyorlar” ki, hiçbir yaratıcılık katmamışlar albüme, hepsi duyduğumuz, bildiğimiz şeyler. interpol, editors gibi grupların fazlasıyla yer kapladığı, the smiths’den beridir sürelmiş “post punk star” sahnesini tv karşısından ilgiyle takip eden genç kızlara franz ferdinand saçından başka hiçbir yeni materyal vermiyorlar ki 3131′e giden oyları onlar da toplasınlar.

2. albümlerini hazırlamaktalarmış şu sıralar, iyi olan ise, derslerini aldıklarına bütün kalbimle inanıyor olmam. 2. albüm güzel olacak. bu sırada ilkini dinleyebilirsiniz tabii.

Şarkı listesi:

1. “Race To The City” – 3:52
2. “Break” – 4:01
3. “A Strange Education” – 5:24
4. “Human” – 4:27
5. “Chase” – 4:14
6. “Rise & Fall” – 4:50
7. “Sunday Sun” – 4:02
8. “Keep Forgetting” – 3:58
9. “Ready Now” – 4:22
10. “Maybe Someday” – 3:23
11. “Alright” – 4:08
12. “Asleep At The Wheel” – 6:05
13. “Home” – 4:29 (Hidden Track)
14. “Box” - 4:15 (iTunes Bonus Track)

İndir:

sonra belki. (şimdilik yandaki player’dan dinleyebilirsiniz tabii)

Paylaş: bu ikonları kullanarak bu yazıyı sosyal yer imi sitelerinde paylaşabilirsiniz.
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (2 oy verilmiş, ortalama: 5/5)
Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , ,

yorum bırakın